28 Ekim 2008 Salı

Milli Olmak

Her futbolcunun rüyasıdır milli takımda oynamak. Bir kere bile olsa o forma ile ülkesini temsil etmenin gururunu yaşamak. ilk kez bu formayı giydikleri an birçokları içinde kariyerinin en üst seviyeleridir. Peki bu tutku ve gurur dolu tecrübenin nasıl olurda önüne geçilebilir?

Yakın zamanda Almanya Milli takımında gelişen olaylar bunun bir örneği. Bildiğiniz gibi Kevin Kurayni Rusya maçında adı ilk 11'de okunmadığı için, devre arasında kimseye sormadan stattan çekip gitmişti. Torsten Frings de geçenlerde milli takımdan affını istemişti. Gerekçe olarak da "Kendine sürekli ilk 11'de yer bulamadığını" göstermişti. Evet bunlar tecrübesi ve yetenekleri tartışılmaz oyuncular. Fakat bu oyuncuların böyle bir nedenden dolayı milli formayı taşımak istememesi için geçerli bir sebep mi?
Ardından Almanya Milli Takımı Teknik Direktörü Jochaim Löw'ün açıklamasında "Biz kimseyi ne para ne de silah zoruyla milli takımda oynamaya zorluyoruz" cevabı geldi. Buraya kadar olan bölüm bizim de daha önce kendi milli takımımızda daha önce defalarca yaşadıklarımızla paralel.

Fakat bunun üzerine ilginç bir açıklama da Almanların süperstarı Ballack'tan geldi. Bu konuda Frings'den yanı tavır alan oyuncu, ülke için önemli olan bu tip oyuncuların bir kalemde bu kadar kolay silinmesini doğru bulmadığını söyledi. Tabii bu arka arkaya gelen sert açıklamalar ülke medyasında geniş yankı uyandırdı ve uzunca bir süre gündemi meşgul etti. Neticede araya Almanya'nın efsane futbolcuları girdi ve iş tatlıya bağlandı. Frings açıklamalrının asla öncelik sahibi olmak adına olmadığını söyledi ve milli takımı bırakmaktan vazgeçti.
Şimdi burada bizim asıl dikkat etmemiz gereken konu "milli takımın başarısı" olmalı elbette. Oyuncular arada arıza çıkarabiliyorlar. Örnekleri çok. Diğer taraftan bu işi tamamen profosyonel olarak yapan milli takım hocaları. Ellerinde ülkenin en geniş kadrosunu bulunduruyorlar! Herbiri kendi sistemleri doğrultusunda birer kadro yapısı oluşturyorlar.Buna rağmen bazen başarılı olamıyorlar. Topu hemen oyunculara atıp bazılarından istedikleri verimi alamadıklarını savunuyorlar. Böyle durumlarda ise kadrodakilerden değilde olmayan yıldızlar akla geliyor.

Bizim ülkemizde de son zamanlarda bu tip çekişmelere sahit olduk. Ersun Yanal/Hakan Şükür polemiği ve en son Fatih Terim/Yıldıray Baştürk duellosu. "Fatih Terim oldukça ben bu kadroya giremem ve girmeyeceğim" dedi Yıldıray. Bence burada teknik direktörlerin yapması gereken tamamen profesyonel olmak. Yeniden yapılanmaya girme arayışlarına son vermek. Eğer yıldızın varsa oynatacaksın. Ondan maksimum verimi alacaksın. Oyun şablonun buna uymasa bile uyduracaksın. Zaten asıl teknik direktörlük vasfı burada ortaya çıkıyor. "Ben buyum, benim oyun şeklim bu" anlayışı çoktan sona erdi futbol dünyasında. Tabii ki de birileri kadronun dışında kalacak ama önemli olan senin kurduğun kadronun verimliliği. Çünkü milli takım farklı bir yerdir. Oyuncu burada profesyonelliğinin yanı sıra "milli gurur" ile ekstra motive olur.Bu da teknik direktörün her zaman yararına olmuştur.Gerek oyuncu gerekse teknik direktör kişisel saplantılarını bir kenara bırakmalı. Milli sorumluluk bunu gerektirir. Her iki tarafta bunun bilincine varmalı. Kişisel saplantıların önüne geçilmeli. Ne zaman bu gerçekleşirse, işte o zaman Türkiye Milli Takımı'nın yakaladığı başarıların sadece tesadüf veya şanstan ibaret olmadığını tüm dünya görecek ve hakettiğimiz saygıyı kazanacağız.

Hiç yorum yok: